Beylerli’deki Kırmızı Dudaklım

28 Mart 2012 | Kategori: Yazılarım | 4.656 views


Beylerli de evimiz bahçe arasında olduğundan,
bahar aylarının gelişini, kuş seslerinin çok değişik ötmelerinden anlardım.
Her kuşun, kendine göre söylediği, şarkıları vardı.
Dinlerken tüm dertlerimi unutuyordum.
Cıvıl, cıvıl, kuş seslerinin arasında uyanırdım.
Kara toprak damlı evimizden, çocukluk uykularımdan.
Caminin yanındaki kavak ağaçlarında, bambaşka bir müzik şöleni başlardı.
O cıvıltı seslerinin arasına, uzun zamandır seslerine hasret kaldığımız, leyleklerde katılırlardı.
Onların ötüşlerinden aldığım hüznü, tadı başka bir kuş sesinden alamazdım.

Bu yıl, yaz aylarında köyde çok kaldım, ne sesini duydum, ne de kendilerini gördüm.
Sahi, ne oldu leyleklere?
Analarımızın, bebeklerini taşıyan postacılarına ne oldu?
Çocukken anama sorardım, ana ben nasıl doğdum,
anam gözlerini benden kaçırır da “leylek getirdi oğlum”
Peki kardeşlerimde mi ana derdim “evet oğlum” derdi.
Hayretler içinde kalırdım.
Şimdiki çocuklara sorulsa, neler anlatırlar keratalar.
Bir sabah ezanı sonrası, evimizin tahtalığına bırakırlar da giderlermiş,
Ocakları tütesi leylekler kardeşlerimi.
Nasıl taşırlardı, kırmızı gagalarıyla derdim.
Evden yere indiğimde, kavak ağacındaki yuvalarından, hep bizim eve bakarlar gibi gelirdi bana.
Tabi derdim, en yakın bizim evler vardı leyleklere, ondandı demek.
Leylek, kırmızı gagalarıyla taşırken bebekleri, yorulunca en yakın evlere, bırakıyordu demek ki.
Ondandı benim kardeşlerimin çok olması, buna da sevinirdim.
Akşamlar oldu mu, çökerdik sofraya, gaz lambasında, kaşık sallardık, bulgur aşına.
Hey günler hey, çocuk kaynardı evlerimizin önleri, cıvıl cıvıldık, çelik çomak oynardık, savaş ne hile ne bilmezdik.

Düşünür düşünür de coçukluk aklımla anamın dedikleri, doğruydu herhalde derdim.
Komşulardaki çocuklara bakar, parmaklarımla sayardım.
Allah Allah, hayret gerçekten doğru anamın bana dedikleri.
Komşumuz Davut Gümüş, İbrahim Çelik, Kokulu Hasan dayı, Hasan Kalak, berber Duralı dayı,
Hüsam Balık, koca Veli dayı, hocanın Nuri dayı, Süleyman Çimenler,
hacı Ahmet, tekkeli Veli, deli Yusuf dayı, gırgır
Hüseyin dayı, Mehmet Uçar yiğit, kara Osman, Hami din Nuri dayı,
Koreli Hasan ve kara Ömer amca,
Kadirceler, Gülmez Mehmet, Yörük Hüseyin gibi
Hatırıma gelemeyen nice dost, insanların evleri, çocuk doluyduk.
Allah Allah hepsinin çocukları çoktu.
Düşünür, sayar, hesap eder, vay be, şu leylekler ne kadar kurnaz kuşlar.
En yakın yerleri bulmuşlar da bırakıvermişler bebeleri der çocukluk aklımla,
olanlara kafa yorardım da Canım Anama hak verirdim.
Vay be, öyle geçmiş zamanki.
Bu kadar komşularım da aramızdan ayrılmışlar, onları saygıyla hatırlıyorum.
Mekânları cennet olsun onlar da uçmuş gitmişler, birer kuş misali bizim buralardan.
Soruyorum, gören var mı, nerede bilen var mı, bebek getiren o leylekleri.
Köyde, tarlada çift sürerken, pulluğun çizgisinde, hemen arkamda onu görürdüm.
Topraktan çıkan böcü börtüyü kırmızı gagalarıyla toplar, birkaç adım koşar gibi yapar, kanat acar uçar da giderdi.
Köydeki kavak ağaçlarındaki yuvalarındaki yavrularına yiyecek taşırlardı.
Az sonra, tekrar dönerlerdi, onlar yanımda oldular mı sanki yoldaş gibi gelirdi.
Çocukluk hikâyelerimizde, ilk şarkımız da hep leylekler vardı.

Nerede, o benim çocukluk aşkım kadar güzel, mavi boncuk gözlüm, kalem bacaklım,
kara donlum, mini eteklim, kırmızı dudaklım sevdam, neredesin şimdi?
Sahi içinizden hiç biriniz leylek sevdi mi?

Siz, hiç onun gözlerine yakından baktınız mı?
Hiç tüylerine, eliniz değdimi, hiç başını okşadınız mı, hiç kırmızı dudağından öptünüz mü onu?
Bayramlarda, kavak dalına kurulan salıncağa bindiniz mi, yuvalarında yakından gördünüz mü hiç,
yuvadan düşen bir leylek yavrusunu tekrar yuvaya koymak için.
Kavak ağacından düştünüz mü, gerçekten siz hiç leylek sevdiniz mi.
Ah, nerelerdesin şimdi, buralar kış, bilirsin sen, buralara baharla gelirsin.
Deniz aşırı yolların, senin için nereden başladığı, nerede biteceği, önemli değil,
Yolun uzunluğu, sıcaklığı, yoldaki engeller önemli değil.
Senin için önemli olan, kavak ağaçlarındaki yuvandı.
Uzak diyarlardan uçup gelen leylek, uçarken ne görür, ne düşünür, deniz aşırı ülkelerden bizim köye dönerken.
Kırmızı gagasıyla, boncuk, boncuk gözleriyle ayağındaki
sivri tırnaklarıyla, uçarken görür de, ilmik ilmik işler kıtaları birbirine bağlar.
Yol kolaydır onun için, zor olan başkadır, önemli değildir
Aç, susuz, aylarca, kanat çırpmak.
Havada, uçaklara inat yollarda yele karşı, engelleri aşmak, kolaydır, ona zor olan başkadır.
Gökyüzünde kavga yok, haksızlık yok.
Bembeyaz bulutların arasından süzülürken, uzun yolları biran önce bitirmek için,
aç, susuz, yorgun, bitkin, kanat çırpmak var.
Aklında Beylerli’deki kavak ağacı var, ah bir göre bilse yuvasını, yerinde duruyor muydu?
Bütün zor olan oydu.
Yolculuk kolaydı da, ya yuvası, yerinde yoksa zor olan buydu,
Kavak ağaçlarını kestilerse,  yuvası yıkıldı ise, aylar sürerdi, yeniden yapmak,
Zaten yorgundu, nasıl yaparlardı ve de nereye yapacaklardı?
Ne zaman yavrularını doğuracak, ne zaman büyüyecekti yavruları,
Son bahar gelirde, göç mevsimi başlarsa, körpe kalacaktı yavruları,
Nasıl taşırdı yanında onları.
Yollar uzundu, aylar sürüyordu sıcak ülkelere dönmek, onun için, yol kolaydı,
Zor olan, kavak ağacında ki yuvası, sağlam mıydı yerinde duruyor muydu?
Gökyüzünde gelirken bunları düşünürdü leylek.
Yoksa bizler, kavak ağaçlarını da mı, sevmez olduk.
Yıllar geçtikçe, köyümün kavak ağaçları yok oluyorlar.
Leylek, yuvasını nasıl bulsun, Bu defa köye, gittiğimde,
Sayın belde Başkanına rica edeceğim,
Kavak ağaçlarını korumak ve leyleklere yuvalar yapalım kavak dallarına diyeceğim,
Bakalım, o da sevecek mi leylekleri.
Çünkü bazı illerde korumaya alındı bu sevimli, insan dostu, koca kuşlar.
Umarım, beklerim bizde bir şeyler yaparız.

Haydi, analarımızın bebeklerini taşıyan postacıları.
Haydi, bu bahar, yine gel.
Geldiğin ülkelerden barış topla, sevgi topla, kanatlarındaki heybene.
Biraz da, bereket doldur, rüzgârla eteklerine, buralara gelirken.
Köyümün kavak ağaçlarına dönersen, barış şarkıları söyle,
Beni bıktırıncaya kadar, kulaklarım sağır oluncaya kadar öt be leyleğim,
Öt takır takır,
Aşk şarkılarını, söyle satır satır,
Çünkü bu günlerde, çok ihtiyacı var bu şarkılara
Benim ve köyümün insanlarının.
Haydi, kırmızı dudaklım, dön yuvana haydi gel de ötüver.
Ötüver de. Bir güzellik gelsin, ne olur, ne olur beylerliye.
Çocukluk günlerim, hikâyelerim uzaklarda kaldı,
Çileli yaşamların ne olduğunu ben anlayalı çok oldum.
Sevgilim, kırmızı dudaklım haydi dön sılaya…





10 Yorum:

Avatar

Çakırali'nin Sabri:

Tarih: Mart 28th, 2012 | Saat: 19:30

Leylekler bizim sözlü ve yazılı halk edebiyatımızda da iz bırakmışlardır. “Leylek leylek lekirdek” diye başlayan manilerden tutun da kahramanlarından birisi leylek olan halk masallarına kadar uzanır bu eserler. Hele dilimize çevrilen Ezop (ve Lafontaine) masallarındaki leylekleri nasıl unuturuz?
Sen de daha düne kadar kapı komşumuz olan, bebek getiren Beylerlili leylekleri anlatıyorsun ağabey. Köye ilk elektrik geldiği yıl, evimizin önünden geçen elektrik tellerine takılarak yaralanıp düşen leyleğe nasıl baktığımızı anlatmayı unutmuşsun. Evimize alıp, yaralarını sarmış, kendi ellerimizle besleyip, iyileştirip uçurmuştuk. O ne büyük mutluluktu…
Kalemine ve yüreğine sağlık…

Avatar

Mustafa canavar:

Tarih: Mart 28th, 2012 | Saat: 22:05

Sevgili Arkadasim ne guzel anlatmisin kalemine yuregine saglik …Nerede O eski gunler Hani Bir soz var atta sozu eski camlar Bardak oldu nerede o eski dostluklar nerede oguzellikler leylekler bile anladilarda onlar bile gelmiyorlar Her seyin basi saygi ve sevgi. Senin isimlerini yazdigin o saygi deger insanlar makamlari cenet olsun Iste bu dunyanin sonu olum …Saygi ile selam Yuregine saglik devamini dilerim….

Avatar

ecz Hüseyin Çetin:

Tarih: Mart 30th, 2012 | Saat: 13:30

sevgili arkadaşım:insanlar dogar büyürler ve ölürler bazıları şanslı iyibir yaşam sürerler bazıları köy hayatından büyük zorluklarla yaşamaatılmış belli yerlere gelmiş kişiler olarak hayatlarını devam ettirirler.işte hayat sen ben bizim gibiler çocukluklarını yaşayamamış orta ögretimde kuru ekmeklerle karnını doyurmuş ama yılmamışinsanlar olarak geçmişi çocukluk yıllarını leylekleri tabiatın güzelligini o yıllardaki dostlukları düşünmek yazıya dökmek gecmişten kuvvet almak büyük erdemliliktir.hele senino mahallenin yaşlılarını babamda dahil yad etmen duygusallıgın büyük örnegi selam lar kardeşim.

Avatar

Hasan Ali ÇAKIR:

Tarih: Mart 30th, 2012 | Saat: 18:28

Ne de güzel ifade etmişsin Galip amca, SEninde belirtttiğin gibi Leylekler barış demektir, bereket demektir,ama birçok köy’e artık leylekler gelmemektedir.Sanırım herkes senin çocukluğunda gösterdiğin ilğiyi onlara göstermediklerinin leyleklerde farkında!

Avatar

halil ibrahim balık:

Tarih: Mart 31st, 2012 | Saat: 20:23

usta köyümüzün değerli insanları leylekler ğibi kimisi rametli oldu kimisi de leylekler ğibi birer birer yuvalarını bırakıp ğittiler ama oğünler hep hatırlanıyor sen de olmasan köyümüzün oyaşam koşullarını hatırlatıyosun eline yüreğine sağlık usta iyiki varsın

Avatar

ilhan akkaya:

Tarih: Nisan 1st, 2012 | Saat: 18:00

Sevgili ağbey, Beylerli de saydigin komsularinizin coculkari her biri dagildi gitti göcmen leylekler gibi. Cünkü o topraklar onlari doyurmaya yetmedi. Leylekler de gelmezler artik geri. Cünkü onlarin beslendigi topraklar da kimyasal gübrelerle zehirlendi. Dogal denge bozuldu. Tekrar dogal denge saglanirsa geri gelirler belki. Günümüzde dogal dengeyi düsünen kafalar da pek görünmüyor ortalikta. Her sey parrra parrra parrra….

Leylek leylek lekirdek
Hani bana cekirdek
Cekirdegin ici yok
Kel …….. saci yok

nokta nokta olan yeleri istediginiz ismi koyabilirsiniz.
Saygilar, selamlar…

Avatar

fotogalipcakır:

Tarih: Nisan 1st, 2012 | Saat: 18:35

Haydi kırmızı dudaklım geldiğin ülkelerden barış topla sevgi topla birazda bereket doldur kanatlarındaki heybene bizim buralara gelirsen cocukluk günlerimin hikayelerini unutalı yıllar oldu cileli yaşamların ne olduğunu ben iyi bilirim senide özlemişler bizim buraların güzel insanları haydi gelde ötüver yuvandan..SEVGİLİ YORUM YAZAN DOSTLARIM Hepinize ayrı ayrı teşekkür ederim elleriniz dert görmesin güzel kuşa özlemleriniz bitmesin sağ olun

Avatar

NEVZAT YALCIN:

Tarih: Nisan 10th, 2012 | Saat: 13:29

SAYIN ABI INANKI SENIN YAZILARINI OKUYUPDA DUYGULANMAMAK ICDEN DEGIL CÜNKI YASADIKLARININÖZÜNÜ YAZIYORSUN ABI HANI DIYORSUNYA MAHALLEDE ISMINI HATIRLAYAMADIKLARIM DIYE ONLARIN BAZILARINI BEN HATIRLATAYIM TABIKI BIR SAKINCASI OLMASA KARAHALIL DEDEM KAZIM HOCA ISMAIL DEDE SECETIN KALAK HALIL TAHIRAGA HACIRIZA DEDELER VARDI DEDEM RAHMETLI CAMININ BEKCISIYDI SIKIYSA BIRTUT AGACINA CIKDIGIMIZZAMAN MESUR ASASI VARDI TORUN FILAN DINLEMEZ ASAYI YERDIK INANKI ABI BEN BUNLARI AKLIMDAN ZATEN CIKARAMIYORUM DA DEDIGIN GIBI SIMDIKI YENIYETISENLERE ANLATSAN BELKI ONLARA MASALGIBI GELIR HERHALDE BAYRAMLARDA KAVAK AGACLARINA SALINGACKURMAK TERSLIKLERDE CELIKOYNAMAK DAHA NELER DEGILMI ABI OGÜNLERGERIYE GITDI GERIYE GELMEZ ARTIK BE ABI YOKLUK VARDI AMA INSANLAR ARASINDA SAYGI SEVGI VARDI SAYIN ABI KISACA BIR ANIMI ANLATAYIM HAZIR SAYGIDAN ACILMISKEN YILOLARAK TAM HATIRLAMIYORUM RAHMETLI HÜSEYIN DAYIM YANI FILIGIN HÜSEYIN LAKABINLA SÖYLEYEYIM KAHVE CALISTIRIYORDU BANDEDIKI MEHMET AKKAYANINDA BAKKAL DÜKKANIVARDI BANADEDIKI GIDBAKKALDAN BIRSIGARA ALGEL BENDE COCUKLUKYA BANANEDEDIM BANA BIRTOKAT ATDIKI YÜZÜMDEN ATES CIKTI VE BEN AGLAYARAK BABAM RAHMETLIYE GITDIM SÖYLEDIM BABAM RAHMETLININ MANÜFOTUARA DÜKKANIVARDIVE BANA SUNUSÖYLEDI RAHMETLI BABAM NEDEN BÜYÜKLERIN SÖZÜNÜ TUTMUYORSUN DIYEREK BIRDE ONDAN METREVARDA AGACDAN ELINDE BIRDE ONUVURDU BANA KI AKLIMDAN HICBIRZAMAN CIKMAZ DEMEM OKI SAYIN ABI SIMDIKI YETISENLER BABASIGIRIYOR KAHVEYE GITSIN BASKA KAHVEYE DIYE BILIYOR NERDE O GÜNLER BIRBÜYÜGÜMÜZ GELDIGIZAMAN KALKIP YERVERDIGIMIZ SAYGISEVGI GÜNLER BIZLER AYNIYIZ FAKAT ZAMANE NE DIYEYIM ABI AKLIM BUKADARINA ERIYOR GERCE BUNLARDAN BAHSEDTIGIN ZAMAN DIYORLARKI ESKILER GELDI GECDI BAK KÖYDEKI MUHTARLAR VE REIS BILEDEGISTI DIYORLAR SAYIN ABI SAYGILARIMLA NEVZAT YALCIN

Avatar

fotogalipcakır:

Tarih: Nisan 11th, 2012 | Saat: 19:45

Sevgili nevzat gercekten hatırlayamadığım o güzel insanları minnetle anıyorum.Başından gecen bazı anılarını yazmışsın o yıllar öyleydi büyük küçük sevilir sayılırdı.Ama şimdi her şey değişmiş her şey menfaat kokar olmuş.olsun bakalım zaman bir tarafa sürüklüyor hebimizi inşallah gitdiğimiz yol aydınlık olur selamlar.

Avatar

fotogalipcakır:

Tarih: Ekim 6th, 2012 | Saat: 13:19

ULAN NEVZAT SENİNLE KUCAKLAŞAMADAN AYRILDINDA GİTDİN BİZİM BURALARDAN BENDE BUNA ÜZÜLÜYORUM….ALLAH SENİNLE OLSUN NUR İÇİNDE YAT SEVGİLİ DOSTUM..

Yorum Yap:


© 2026 Tüm hakları saklıdır Bizim Buralar Beylerli – (Foto) Galip Çakır - Düşüncelerimi ve görüşlerimi paylaştığım adresim. Beylerli hakkında yazılarımıda burada bulabilirsiniz. (Foto) Galip ÇAKIR Wordpress